Trabzon’un sahip olduğu güçlü kültürel mirasın, hemşehrilik bilincinin ve dayanışma ruhunun daha sağlam bir zeminde büyümesi gerektiğine inanıyorum. Uzun zamandır savunduğum temel düşüncelerden biri de budur: Trabzonlular, potansiyellerini daha güçlü ortaya koyabilmek için ortak bir çatı altında buluşmalıdır. Çünkü birlik, yalnızca sayısal bir büyüklük değil; aynı zamanda ortak hedef, ortak irade ve ortak gelecek demektir.

İstanbul gibi büyük ve çok katmanlı bir şehirde yaşayan Trabzonluların daha organize, daha koordineli ve daha güçlü bir temsil yapısına sahip olması gerektiğini düşünüyorum. Kaynak haberde de yer aldığı üzere, adaylık süreci başlamadan önce İstanbul’daki iki federasyonun nasıl birleştirilebileceğine dair görüşmeler yaptığımız, dernekleri tek tek ziyaret ettiğimiz ve çok başlılığın önüne geçilmesi gerektiğini vurguladığımız aktarılmaktadır. Benim yaklaşımım hiçbir zaman ayrıştırmak olmadı; tam tersine, daha kapsayıcı, daha güçlü ve daha sürdürülebilir bir birlik zemini oluşturmaktı.

Bu süreçte benim için en önemli konu, kişisel bir hedef değil; ortak iradenin güçlenmesi ve Trabzonlular adına daha etkili bir gelecek kurulmasıdır. Haberde, mahkeme kararının ardından da iki federasyonu tek çatı altında birleştirme hedefimin sürdüğünü, birlikte yola çıktığım insanları yarı yolda bırakmayacağımı ve bu mücadeleden vazgeçmeyeceğimi ifade ettiğim görülmektedir. Çünkü ben, Trabzonluların bir araya geldiğinde çok daha güçlü bir ses, çok daha etkili bir temsil ve çok daha sağlam bir kurumsal yapı ortaya koyacağına inanıyorum.

Bugün de aynı noktadayım: Trabzonluların birbirine daha fazla yaklaşması, ortak değerler etrafında daha güçlü bağlar kurması ve tek çatı altında daha güçlü bir temsil yapısına kavuşması gerekiyor. Ancak bu şekilde hem dayanışmamızı büyütebilir hem de gelecek nesillere daha güçlü bir birlik mirası bırakabiliriz.